Bölümler
Annemi Özlüyorum
Annemi özlüyorum. Hem de çok, pek çok özlüyorum. Albüme bakarken gözümün önüne geldi hayali. Sanki yanı başımdaymış da benimle konuşacakmış gibi. Tıpkı eskiden olduğu gibi, elimi uzatsam dokunabileceğim. Öylesine gerçek, öylesine canlı ki!
ANNEMİ ÖZLÜYORUM
Annemi özlüyorum. Hem de çok, pek çok özlüyorum. Albüme bakarken gözümün önüne geldi hayali. Sanki yanı başımdaymış da benimle konuşacakmış gibi. Tıpkı eskiden olduğu gibi, elimi uzatsam dokunabileceğim. Öylesine gerçek, öylesine canlı ki! Sanki üç boyutlu bir filmmiş gibi gözlerimin önünde annem. Hani insan filmin içinde hisseder ya kendini bazen, işte öyle bir şey. Ama yine de korkuyor uzatmıyorum ellerimi. Biliyorum uzatsam büyü bozulacak ve ben boşluğu kucaklayacağım yine. Ellerim havada kalacak, hüsrana uğrayacağım.
Gözlerimi kapıyor ve hayallere dalıyorum; Uzaktayım senden pek çok uzakta mezarına bile gelemiyorum anne. Zaman tünelinde yolculuk yapmak istiyorum. Farz edelim Boyabat’tayım. Babam mezarlığa gidecek bugün. Kapıdan çıkmadan önce yanıma geliyor ve beni öpüyor usulca, gözyaşı akan yanaklarımdan. Gözyaşlarım sele karışıyor anne. Beni öperken boğazıma bir şeyler düğümleniyor, düğüm, düğüm. Kopup gidiyor içimden bir şeyler yine yutkunamıyorum.
Babamla bakışıp duruyoruz. Hiçbir şey konuşmuyor gözlerimizle anlaşıyoruz. Hani gözler her şeyi anlatır derler ya! O mezarlığa gideceğini bana söylemiyor ben üzülmeyeyim diye, bende sormuyorum. Ama ben biliyorum, babam mezarlığa gidecek annemi ziyarete. Annem orada, mezarlıkta. İçimden’’Anneme selam söyle benden’’ diyorum.
Aramızdan ayrılışın bir seneyi daha geride bıraktı bugün. O yüzden ‘’ 18 Ekim ‘’gününü hiç sevmiyorum. Biliyorum bir daha sen olmayacaksın. Yine yalnızım bu gece. Dün gecede yalnızdım, bir önceki gecede. Aslında sen olmayınca her gece yalnızım ben anne.
Hiçbir zaman kızım diyen sesini duyamadım. Sesinin rengini bilemedim. Tonu yumuşak mı, kalın mı? Olsun her yavrum deyişinde insanın içine işlerdi herhalde, şefkat kokardı buram, buram, sevgi kokardı, annelik kokardı.
Çocukluğumu ve seni özlüyorum anne. Özlediğim sen misin yoksa çocukluğum mu bilemiyorum. Ama sen vardın çocukluğumda bu bana yeterdi.
O günler atlıkarınca nedir bilmezdim. Hiç oyuncağımda olmadı ki zaten. Bir bezden bebeğim vardı oynadığım, birde lastik topum. O bezden bebeği de sen dikivermiştin. Tüm hazır bebeklere değişmezdim inan, çünkü senin el emeğin göz nurun ve kokun vardı. İlgin, şefkatin, sevgi dolu varlığın sarıp sarmalardı beni. Korkmazdım üşümekten. Korkmazdım hasta olmaktan. O günlerde annelerin hep ölümsüz olduğuna inanırdım.
Öldüğün gün ölümü hissettim yüreğimde çok korktum ve çok ağladım. İlk hissettiğim değildi belki ama içimi bir titretti sanki. Annem olduğun için mi acaba? Sen benim için ölmedin anıların ve hayalinle hep içimde yaşayacaksın. Sensiz bir hayat düşünemiyorum bile anne.
Çocuk olmak ne kolaymış. Hep çocuk olarak kalmak varmış bu dünyada. Hiç büyümemek, sorumluluk, geçim derdi, dert ve keder nedir bilmeden yaşamak. Herkes büyümeye özenir nedense ben ise çocukluğa. Ne dersin içimdeki çocuk onun için mi büyümedi anne.
Burada her şey bıraktığın gibi. Bir tek ben değiştim. Hiç farkına varmadan büyüdüm. Evlendim ve senin gibi anne oldum. İyi mi oldu, kötümü oldu bilemiyorum. Ama büyüdüm işte. Her şey değişti. Değişmeyen tek şey sensizlikten duyduğum yalnız kalmak korkusu. Bunu bir türlü yenemedim gitti anne. Hayat korkutuyor beni. İnsan yaşamaktan korkar mı? Korkuyorum işte.
Sen ölmemeliydin. Allah’ıma isyan bu biliyorum. Ama sen ölmemeliydin. Hani anneler ölmezdi? Aslında bir yürek dolusu haykırmak istiyorum. Gel gelelim, haykırmak ne çare, neye çözüm ki. Ve haykırmıyorum, haykırmak yerine susmayı yeğliyorum. Biliyorum, seni geri getirmeyecek ki tüm feryatlarım. Yalnızlığımı içime gömüyor ve susuyorum. Hala küçüğüm yüreğimce ve hala savunmazsızım tüm değişmeme rağmen. İçimdeki çocuk isyan ediyor yokluğuna ve yalnızlığıma.
Ruhum üşüyor anne. Hani insan korkunca ürperir ve içinin titrediğini hisseder ya o an, işte öyle bir şey. Yalnızlığın adını ruh üşümesi koydum. Sevgin eşlik etsin sarıp sarmalasın ve içimi ısıtsın diye. Anne biliyorsun en korktuğum şey yalnızlıktır benim. Annesi olmayınca insan kendini korumasız hissediyor. Kanadı kırık kuşlar gibi kucağına sokulup ısınmak istiyorum. Fakat yine de ısınamıyorum. Ölümün rüzgârını hissettiğimden mi acaba?
Yaşamak zor be anne, inan bana ölmekten çok daha zor. Beni hiçbir karşılık beklemeksizin yürek dolusu sevdiğine inandığım belki de tek insandın sen anne. Ne çare ki, sen bile beni terk ettikten sonra, istemeyerekte olsa beni yalnız bıraktın şu koca dünya da. Biliyorum hiç istemedin beni yalnız bırakmayı ama yine de terk ettin. Şunu çok iyi anladım anne, insanlar yalnız doğar ve yalnız ölürmüş. SENİ ÇOK ÖZLEDİM ANNE.



Haber içeriğindeki eklentiyi indir >>
del.icio.us
Digg
Yorumlar (10 Yorum Eklendi):
Halit Akcan
Yorumunuzu Ekleyin