Bölümler
Sevgilere Ne Oldu (Makale)
SEVGİLERE NE OLDU
Hep düşünmüşümdür. Bilmem sizlerde düşündünüz mü hiç? Eğer dünyamız kendi ekseni etrafında zaman zaman milyonlarca yıldır döndüğü yönün tam aksine dönmeye başlasa ne olurdu. Yada bilim kurgu türündeki filmine konu olan şu ünlü ‘’zaman tüneli’’gerçek olsaydı. İnsan dilediği zamanı tekrar tekrar yaşayabilseydi gönlünce.
Gerçi her birimizin geçmişinde bizleri üzmüş olan ne kadar olaylar vardır kim bilir. Kimimizin geçmiş zaman diliminde biraz daha çok, kimisininkinde biraz daha az. Acının izini bırakmış olan ve bu günümüzü, hatta yarınımızı bile etkileyen ne olaylar vardır değil mi?
Ama ya o yaşamaya doyamadan bitiveren o güzel anlar, saatler ve dakikalar, sırasında günler, aylar ve yıllar.
İşte keşke sihirli bir değneğimiz olsaydı da o güzelim günlere geri dönebilseydik. Çünkü biten şeyler güzelse eğer, insana acı veriyor gerçekten.
Aklıma takılan diğer bir konuda şu; Acaba aynı hayatı iki kez yaşayabilme imkânımız olsaydı, ikincisinde daha mı huzurlu ve mutlu olurduk. Boşa yitirdiğimiz zamanlar, kaçırdığımız fırsatlar ve farkına varamadığımız güzellikler için daha eli sıkı, daha doğrusu gönlü sıkı mı olurduk.
Gözümüzü dört açıp fırsatları kaçırmamaya, sahip olduğumuz güzellikleri kaybetmeden dolu dolu yaşamaya ve zamanımızı boşa harcamamaya daha bir özen gösterirdik sanıyorum. Hani ilk başta sözünü ettiğimiz güzelim zaman dilimlerini yeniden yaşama şansımız olsaydı hatalar yerine sevgimizi katardık belki de, yaşamakta olduğumuz her ana ve her saniyeye. Tıpkı eşsiz bir tabloyu yapar gibi. Boyaları daha bir güzel harmanlayıp rengârenk karışımlar elde ederek ne güzel resimler yapardık kim bilir. Günlerimizi de öyle güzellikler içinde geçirmek istemez miydik?
Ama dedim ya, geçen zaman bir daha geri gelmiyor. Daha da acısı sevdiklerimizi de önüne katıp götürüyor. Kala kala geriye bir tek sevgimiz kalıyor elimizde. O zamanında nasıl kullanacağımızı bir türlü bilemediğimiz ve bir o kadar da değerini kavrayamadığımız sevgimiz. Daha doğrusunu söylemek gerekirse zaman zaman da korkup kaçtığımız sevgimiz.
Güzel şeyler her zaman yakalanmıyor, yakalansa bile iki kez yaşanmıyor. Keşke yaşansaydı ama olmuyor işte. Ne demiş atalarımız’’Güzel şeyler çabuk biter’’Hiç bitmese fakat bitiyor işte. Tıpkı bir müzik kasetindeki sevdiğimiz bir şarkıyı yeniden dinlemek için geriye sarmak gibi, sarabilsek geçen zamanı ama sarılmıyor. Kısacası yaşanan güzel saatler ve dakikalar geri gelmiyor ve gelmeyecekte.
İşte sevginin bir soluk gibi var olduğu böylesi güzel bir ortamda kırmak, incitmek ve üzmek niye birbirimizi. O mucizeler yaratan iki küçük kelime’’ Sizi seviyorum’’hani nerede? ‘’Yüreğim haydi söyle’’derken dudaklar niye hala mühürlü. Bu kadar çok mu zor söylemek? Güzel bir söz söylemeye gelince niçin ağzımız kilitleniyor. Kötü bir kelimeyi hemencecik düşünmeden söyleyiveririz de, tatlı bir söz söylemeye gelince niçin zorlanırız.
Bu gün toplum olarak en büyük eksiğimiz, sevgidir. Toplum olarak birbirimizi yeterince sevemiyorsak, birbirimize güvenmiyor ve kuşku duyuyorsak ve birbirimizden korkup köşe bucak kaçıyorsak, bunun nedenini öğrenmemiz gerekmez mi? Demek ki, ters giden bir şeyler var.
Evet, saksıda ki bir tek çiçeğin bile sevgisiz ve emeksiz büyüyemeyeceğini düşünürsek sanırım insan hayatında sevginin ne denli önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Her şey insanlarımızı sevmekle başlar. Bugün sevgiye değiniyorum. Çünkü toplum olarak sevgiye açız, sevgiye susamışız. Her kötülüğün başı sevgisizliktir. Sevginin yerini korku, güvensizlik, hırs, kuşku, şiddet ve kin almış. Sevgiler azalmış. Niçin böyle olduk bizler. İnsanlığımı unuttuk. Yaşamanın değerini niçin bilemiyoruz.
Her şey sevgi ile başlayıp sevgi ile bitiyor. Sevgiyi ve sevmeyi bir bilebilsek, şu dünya daha yaşanası bir yer olacak eminim. Kardeşlik, dostluk, ve komşuluk bir başka güzel olacak. Belki de kuşlar bile bir güzel ötecek ve kanat çırpmaları bile bir başka olacak.
Bir birimizi daha çok sevmeye özen gösterelim. Yüreklerimizi sevgiden arındırmayalım. Başlarımızı göğe kaldırıp bir bakalım gökyüzü alabildiğine mas mavi ve aydınlık. Tıpkı yüreklerimiz gibi. O yürekleri karatmayalım.
Yaradan her şeye bir sebep vermiş, sevmemizi sağlamış. Sonbaharın ölgün güneş ışınları nasıl da içimizi ısıtıyor. Kuşlarda ayrı bir güzel, yağlı boya bir tablo gibi göğe çizilmişler sanki. İsterim ki, çisil çisil yağmur yağarken bulutlardan, sevgi tohumları yeşersin yüreklerimizde, filizler kol atsın her bir yana. Bir kolu sevgi, bir kolu hoşgörü, bir kolu barış ve bir kolu da paylaşmak olsun. Hele ki, bu günlerde hoş görü ve anlayışa, kardeşliğe, birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımız varken. Amacımız barış ve refah içinde yaşamak. Tek isteğimizde bu değil mi zaten.
Kamile Tuncay



del.icio.us
Digg
Yorumlar (3 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin